İnfaz Yatar Hesaplama
Ceza yargılaması sonucunda verilen mahkumiyet kararlarının kesinleşmesiyle birlikte, hükümlülerin ve yakınlarının en çok merak ettiği konuların başında «Verilen cezanın ne kadarı cezaevinde geçirilecek?» sorusu gelmektedir. Hukuk sistemimizde hapis cezalarının tamamı kapalı veya açık ceza infaz kurumlarında geçirilmemektedir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun kapsamında düzenlenen infaz rejimleri, koşullu salıverilme (şartlı tahliye) ve denetimli serbestlik gibi kurumlar sayesinde, fiili yatar süresi mahkemece verilen toplam cezadan farklılık göstermektedir.
Bu kapsamlı rehberde, 2025 ve 2026 infaz yatar hesaplama ve ilgili yıllarda yürürlüğe giren 10. ve 11. Yargı Paketleri ile Türk Ceza Hukuku sistemine entegre edilen güncel infaz kuralları, yatar hesaplama mantığı, suç türlerine göre infaz oranları ve müddetname süreçleri hakkında detaylı bilgilere yer verilmiştir.

2026 Güncel İnfaz Hesaplama ve Yatar Hesaplama Nedir?
İnfaz hukuku, mahkemeler tarafından verilen hürriyeti bağlayıcı cezaların veya güvenlik tedbirlerinin ne şekilde, hangi şartlarda ve ne kadar süreyle yerine getirileceğini düzenleyen hukuk dalıdır. Halk arasında merak edilen infaz hesaplama (diğer adıyla yatar hesaplama) işlemi, hukuki terminolojide müddetname tanzimi olarak adlandırılır.
Müddetname, Cumhuriyet Başsavcılığı İnfaz Bürosu tarafından hazırlanan; hükümlünün cezaevine girdiği tarihi, mahsup edilecek süreleri, koşullu salıverilme tarihini ve bihakkın (cezanın tamamen bittiği) tahliye tarihini gösteren resmi bir belgedir. Yatar hesaplaması yapılırken basit bir çıkarma işlemi uygulanmaz; suçun tarihi, suçun türü (kanun maddesi), hükümlünün suç tarihindeki yaşı, tekerrür (suç tekrarı) durumu ve infaz kanununda yapılan dönemsel değişiklikler gibi birçok değişken bir arada değerlendirilir.
2026 Yılında İnfaz Hukukunda Neler Değişti? (10. ve 11. Yargı Paketleri)
Türkiye’de infaz sistemi, kamu vicdanını rahatlatmak, suçun önleyiciliğini artırmak ve cezaevlerinin kapasite durumlarını dengelemek amacıyla zaman zaman güncellenmektedir. Özellikle 2026 yılı itibarıyla uygulanmakta olan 10. ve 11. Yargı Paketleri, infaz sisteminde köklü değişiklikler yaratmıştır. Bu değişikliklerin temel amacı, suç işleyen kişilerin belirli bir süre cezaevi yüzü görmesini sağlamak ve cezasızlık algısını ortadan kaldırmaktır.
«Yatarı Olmayan Ceza» Döneminin Sona Ermesi
Geçmiş yıllardaki infaz uygulamalarında, alınan kısa süreli hapis cezaları (örneğin 1 yıl veya 2 yıl gibi), denetimli serbestlik süresinin ceza süresinden uzun olması nedeniyle doğrudan tahliye ile sonuçlanabiliyordu. Kamuoyunda «yatarı olmayan ceza» veya «gir-çık yapmak» olarak bilinen bu durum, 10. Yargı Paketi ile yeniden düzenlenmiştir.
Güncel yasal düzenlemelere göre, bir kişi ne kadar az ceza almış olursa olsun, koşullu salıverilme süresinin en az 1/10’unu (onda birini) kapalı ceza infaz kurumunda geçirmek zorundadır. Bu kuralın bir diğer ayağı ise asgari süredir; kanun koyucu bu sürenin hiçbir koşulda 5 günden az olamayacağını öngörmüş olabilir. Dolayısıyla, 2026 mevzuatı çerçevesinde, hapis cezası alan bir hükümlünün denetimli serbestlikten yararlanabilmesi için öncelikle belirli bir süre fiilen kapalı kurumda kalması, iyi hal değerlendirmesinden geçmesi ve açık cezaevine ayrılma şartlarını taşıması gerekmektedir. Bu durum, özellikle basit yaralama, hakaret veya ufak çaplı mülkiyet suçları gibi görece düşük cezalı eylemlerde cezasızlık algısını yıkmayı hedeflemektedir.
İkinci Kez Mükerrirlere Yönelik Yeni Düzenlemeler
Tekerrür, bir kişinin daha önce işlediği bir suçtan dolayı aldığı ceza kesinleştikten sonra, kanunda belirtilen süreler içinde yeniden suç işlemesi durumudur. Kişinin ikinci kez mükerrir sayılması (ikinci tekerrür), infaz hukukunda en ağır rejimlerden birinin uygulanmasına neden olmaktaydı.
Eski düzenlemelerde, ikinci kez mükerrir olan hükümlüler koşullu salıverilme hükümlerinden hiçbir şekilde yararlanamıyor ve cezalarının tamamını (4/4 oranında) cezaevinde infaz ediyorlardı. Ancak anayasal ölçülülük ilkesi ve hükümlünün topluma yeniden kazandırılması (rehabilitasyon) hedefleri doğrultusunda, 10. Yargı Paketi ile bu kural esnetilmiştir. Yeni düzenlemeye göre, ikinci kez mükerrirler de artık şartlı tahliye imkanına kavuşmuş olup, infaz oranları kural olarak 3/4 şeklinde belirlenmiştir. Bu durum, cezaevinde bulunan binlerce hükümlü için lehe kanun uygulaması niteliği taşımaktadır.
Suç Türlerine Göre Güncel İnfaz Oranları
İnfaz hesaplamasının en temel bileşeni, mahkeme kararına konu olan suçun türüdür. 5275 sayılı İnfaz Kanunu, suçun niteliğine ve toplumda yarattığı tahribata göre farklı koşullu salıverilme oranları öngörmektedir.
1/2 İnfaz Oranına Tabi Genel Suçlar
Kanunda aksine özel bir düzenleme (istisna) bulunmadığı sürece, kural olarak hapis cezalarının infaz oranı 1/2’dir (yüzde elli). Bu şu anlama gelir: Hükümlü, cezasının yarısını yattıktan sonra koşullu salıverilme aşamasına gelir. Bu kapsama giren suçlara örnek olarak şunlar gösterilebilir:
- Hırsızlık ve Nitelikli Hırsızlık (TCK m.141, 142)
- Dolandırıcılık ve Nitelikli Dolandırıcılık (TCK m.157, 158)
- Yağma (Gasp) suçları (TCK m.148, 149)
- Taksirle Öldürme (Örn: Ölümlü trafik kazaları) ve Taksirle Yaralama
- Kasten Yaralama (İstisnai ağır halleri hariç)
- Belgede Sahtecilik, Rüşvet, İrtikap, Zimmet
- Tehdit, Şantaj, Hakaret suçları
Örneğin; adi bir hırsızlık suçundan net 6 yıl hapis cezası alan ve tekerrür durumu olmayan bir hükümlünün koşullu salıverilme süresi kural olarak 3 yıldır. Bu 3 yıllık sürenin ne kadarının cezaevinde, ne kadarının denetimli serbestlikte geçirileceği ise ayrı bir hesaplama konusudur.
2/3 İnfaz Oranına Tabi İstisnai Ağır Suçlar
Kanun koyucu, bireylerin yaşam hakkına ve özel hayatına karşı işlenen bazı ağır suçlarda, genel kural olan 1/2 oranından ayrılarak infaz oranını 2/3 (yüzde altmış altı) olarak belirlemiştir. Bu kapsama giren mahkumiyetlerde, yatar süresi daha uzundur.
- Kasten Öldürme (TCK m.81, 82)
- Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama (Kemik kırığı, organ kaybı vb. bazı haller)
- İşkence ve Eziyet suçları
- Özel Hayatın Gizliliğini İhlal, Haberleşmenin Gizliliğini İhlal
- Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak ve Yönetmek (Üyelik durumu farklı değerlendirilebilir)
- Devletin Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk
3/4 İnfaz Oranına Tabi En Ağır Suçlar
Toplumun genel ahlakını, devletin bekasını ve çocukların gelişimini doğrudan hedef alan suç tiplerinde ise infaz hukuku en katı oran olan 3/4’ü (yüzde yetmiş beş) uygulamaktadır.
- Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti (TCK m.188)
- Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki terör suçları
- Çocukların Cinsel İstismarı (TCK m.103)
- Nitelikli Cinsel Saldırı suçları (TCK m.102/2)
- Devletin Güvenliğine ve Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar
Belirtmek gerekir ki, suç tarihi infaz oranlarının belirlenmesinde kritik bir öneme sahiptir. Kanunlarda yapılan değişiklikler geriye yürütülemez; ancak sonradan çıkan kanun hükümlünün lehine ise (lehe kanun ilkesi) geçmişe dönük uygulanabilir. Bu nedenle infaz hesaplaması yapılırken suçun hangi tarihte işlendiğinin net olarak tespiti şarttır.
Koşullu Salıverilme (Şartlı Tahliye) Nedir ve Nasıl Hesaplanır?
Koşullu salıverilme, cezaevinde bulunduğu süre boyunca iyi halli olan, kurallara uyan ve topluma uyum sağlama potansiyeli gösteren hükümlünün, cezasının tamamını cezaevinde çekmeden, belirli şartlar altında toplum içine salıverilmesidir.
Halk arasında genellikle «cezanın bitmesi» olarak algılansa da, hukuken ceza bitmiş olmaz. Şartlı tahliye olan kişi, cezasının geri kalan kısmını dışarıda, toplum içinde geçirir. Ancak bu dönemde (deneme süresi içinde) kasten yeni bir suç işlerse veya konulan yükümlülüklere aykırı davranırsa, şartlı tahliye kararı geri alınır (infazın yanması) ve kalan süre tekrar cezaevinde çektirilir.
Hesaplama yapılırken; önce toplam hapis cezası gün cinsine çevrilir. Ardından suçun türüne göre infaz oranı (1/2, 2/3 veya 3/4) ile çarpılır. Elde edilen süre, kişinin şartlı tahliye olabilmesi için geçmesi gereken brüt süredir.
Denetimli Serbestlik Uygulaması ve Süreleri
Denetimli serbestlik, hükümlünün koşullu salıverilmesine belirli bir süre kala, cezaevinden çıkarılarak ailesiyle bağlarını kurabilmesi ve sosyal hayata adapte olabilmesi amacıyla dışarıda (çeşitli denetim mekanizmalarıyla) geçirdiği evredir. İmza atma, belirli yerlere gitmeme, kamu yararına çalışma veya elektronik kelepçe gibi yükümlülükler içerebilir.
2026 güncel mevzuatına göre, kural olarak denetimli serbestlik süresi 1 yıldır. Yani koşullu salıverilmesine 1 yıl (veya daha az) kalan, açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartlarını taşıyan ve iyi halli olan hükümlüler denetimli serbestlikten yararlanabilirler. Ancak kanun, bazı dezavantajlı gruplar için bu süreyi pozitif ayrımcılık yaparak uzatmıştır.
Özel Durumlara Göre Denetimli Serbestlik Süreleri
- 0-6 Yaş Çocuğu Olan Kadınlar: Çocuğunun bakıma muhtaç olması göz önünde bulundurularak, 0-6 yaş grubu çocuğu olan kadın hükümlüler için denetimli serbestlik süresi belirli şartlarda 3 yıl olarak uygulanabilmektedir.
- Yaşlı Hükümlüler: 65 yaşını bitirmiş hükümlüler için bu süre genellikle 3 yıl, 70 yaşını bitirmiş olanlar için 4 yıl, 75 yaşını bitirmiş olanlar için 5 yıl, 10. ve 11. Yargı Paketleriyle gelen esnekliklerle 80 yaş üstü için daha da uzun süreler olarak (örneğin 6 yıl) ele alınabilmektedir.
- Ağır Hastalar: Adli Tıp Kurumu veya tam teşekküllü devlet hastanelerinden alınacak sağlık kurulu raporlarıyla, hayatını tek başına idame ettiremeyecek derecede ağır hasta veya engelli olduğu tespit edilen hükümlüler için denetimli serbestlik süreleri çok daha geniş yorumlanmakta, cezanın infazı geriye bırakılabilmektedir.
(Not: Denetimli serbestlik süreleri hesaplanırken, yukarıda bahsedilen 1/10 zorunlu kapalı cezaevi kuralı her zaman göz önünde bulundurulmalıdır. Hükümlü, cezasının yüzde onluk dilimini kapalıda geçirmeden doğrudan denetimli serbestliğe ayrılamaz.)
Suça Sürüklenen Çocuklar (SSÇ) İçin İnfaz İndirimleri
Türk Ceza Kanunu ve İnfaz Hukuku, suç işlediği tarihte 18 yaşını doldurmamış kişileri «çocuk» (Suça Sürüklenen Çocuk — SSÇ) olarak nitelendirir ve onların topluma kazandırılmasına büyük önem verir. Bu bağlamda, SSÇ’ler için yetişkinlerden çok daha farklı, lehe infaz indirimleri öngörülmüştür.
Bu indirimler doğrudan verilen hapis cezası üzerinden değil, kapalı ceza infaz kurumunda geçirilecek süre üzerinden hesaplanır.
- Suç tarihinde 15 yaşını doldurmamış (12-15 yaş arası) çocuklar için: Kapalı cezaevinde geçirilen 1 gün, 3 gün sayılır. (1=3 kuralı)
- Suç tarihinde 15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşını doldurmamış çocuklar için: Kapalı cezaevinde geçirilen 1 gün, 2 gün sayılır. (1=2 kuralı)
Örneğin; kapalı cezaevinde 100 gün kalması gereken bir çocuk, suçu işlediğinde 16 yaşında ise, 50 gün yattığında 100 gün yatmış kabul edilir ve şartları taşıyorsa tahliye işlemlerine başlanır. Bu kural, çocukların cezaevi ortamından mümkün olan en kısa sürede uzaklaştırılarak ıslah edilmeleri felsefesine dayanır.
Tutukluluk ve Gözaltı Sürelerinin Mahsubu
Ceza yargılaması süreci bazen yıllarca sürebilmektedir. Bu süreçte şüpheli veya sanık sıfatıyla soruşturma veya kovuşturma evresinde gözaltında veya tutuklu kalınan süreler, hüküm kesinleştiğinde verilecek cezadan düşülür. Buna hukuken mahsup denir (TCK m. 63).
İnfaz hesaplamasında yapılan en büyük hatalardan biri, mahsup edilecek sürenin doğrudan hakimin verdiği hapis cezasından çıkarılmasıdır. Oysa hukuki olarak doğru yöntem şudur: Gözaltı veya tutuklulukta geçen süreler, hükümlünün koşullu salıverilme tarihinden (yatar süresinden) düşülür.
Örneğin; 10 yıl hapis cezası alan ve infaz oranı 1/2 olan bir kişinin yatarı (koşullu salıverilmesi) 5 yıldır. Bu kişi yargılama aşamasında 1 yıl tutuklu kalmışsa, bu 1 yıllık süre 10 yıldan değil, doğrudan 5 yıllık yatar süresinden düşülür. Böylece kişinin cezaevinde geçireceği net süre (denetimli serbestlik hariç) 4 yıla iner. Mahsup işlemleri müddetname hazırlanırken Başsavcılık tarafından re’sen (kendiliğinden) dikkate alınmak zorundadır; ancak uygulamada gözden kaçan durumlar olabildiğinden, hesaplamaların bir uzman tarafından incelenmesi büyük önem taşır.
İnfaz Hesaplamasında Sık Karşılaşılan Hatalar
Müddetname hesaplaması salt bir matematik işlemi değildir; içine hukuki yorumların ve kanunlar arası geçiş hükümlerinin dahil olduğu karmaşık bir süreçtir. Sıkça yapılan hatalar şunlardır:
- Suç Tarihinin Yanlış Alınması: İnfaz yasaları sürekli değişmektedir. Suçun işlendiği tarih yerine, mahkeme kararının verildiği veya kararın Yargıtay/İstinaf tarafından onandığı tarihin baz alınması hatalı hesaplamaya yol açar.
- Birden Fazla Cezanın İçtiması (Birleştirilmesi): Kişinin aynı anda birden fazla farklı suçtan cezası kesinleşmişse, bu cezalar toplanarak infaz edilir (içtima). Ancak her suçun infaz oranı farklıysa (biri 1/2, diğeri 3/4 gibi), bu cezaların doğrudan toplanması yanlıştır. Her bir suçun yatarı kendi oranında ayrı ayrı hesaplanmalı, ardından elde edilen fiili yatar süreleri birleştirilmelidir.
- Tekerrür Kurallarının Yanlış Uygulanması: Kararda tekerrür hükümleri uygulanmasına rağmen infazın normal oranlardan hesaplanması veya mükerrirlere özgü denetimli serbestlik kısıtlamalarının göz ardı edilmesi, kişinin beklediği tarihten aylar hatta yıllar sonra tahliye olmasına sebep olabilir.
Müddetnameye İtiraz Süreci Nasıl İşler?
Cumhuriyet Başsavcılığı İnfaz Bürosu tarafından hazırlanan müddetname, hükümlüye cezaevine girdiğinde tebliğ edilir. Hükümlü veya yasal temsilcisi (avukatı), müddetnamede yazan koşullu salıverilme tarihinin, denetimli serbestlik ayrılma tarihinin veya mahsup edilecek tutukluluk günlerinin yanlış hesaplandığını düşünüyorsa, itiraz hakkına sahiptir.
İtiraz, işlemi yapan Cumhuriyet Başsavcılığının bulunduğu yerdeki İnfaz Hakimliği’ne yapılır. İnfaz Hakimliği, müddetnameyi, mahkeme ilamını, suç tarihlerini ve güncel kanun maddelerini inceleyerek bir karar verir. İnfaz Hakimliğinin vereceği karara karşı da Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itiraz yolu açıktır.
Müddetnamede yapılabilecek 1 günlük bir hesaplama hatası bile kişinin özgürlüğünden 1 gün daha fazla mahrum kalması anlamına geleceği için, itiraz süreçlerinin titizlikle yürütülmesi anayasal bir hakkın korunmasıdır.
Sonuç
Türk infaz sistemi, 10. ve 11. Yargı Paketleriyle birlikte daha caydırıcı ve disiplinli bir yapıya bürünmüş; «yatarı olmayan ceza» dönemi kapatılarak her mahkumiyetin bir fiili yaptırımı olması ilkesi benimsenmiştir. Aynı zamanda SSÇ’ler, ağır hastalar ve kadınlar için getirilen esneklikler ile modern ceza hukukunun «yeniden topluma kazandırma» amacı da korunmaya çalışılmıştır.
İnfaz ve yatar hesaplamaları, sayısız değişkenin bir araya gelmesiyle oluşan hukuki bir formülasyondur. İnternet üzerindeki araçlar, tahmini bir fikir vermek için son derece faydalı olsa da, her somut dosyanın kendine has özellikleri (yaş, mahsup, tekerrür, içtima, suç tarihi, kanun değişikliği) bulunmaktadır. Bu nedenle, hesaplamaların kesinliği ve müddetnamenin hukuka uygunluğu konusunda olası hak kayıplarının önüne geçebilmek adına, sürecin ceza ve infaz hukuku alanında çalışmalar yürüten bir hukuk profesyoneli ile takip edilmesi her zaman en sağlıklı yoldur.
Hukuki Uyarı ve Feragatname: Yukarıda yer alan bilgiler ve sayfamızda bulunan infaz hesaplama robotu, 2026 yılı güncel mevzuatı, 5275 sayılı İnfaz Kanunu ve ilgili Yargı Paketleri referans alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Burada sunulan veriler ve hesaplama sonuçları bağlayıcı nitelikte bir hukuki mütalaa veya kesinleşmiş müddetname yerine geçmez. Kesin yatar süresi ve infaz rejimi, ilgili Başsavcılıklar ve İnfaz Hakimlikleri tarafından verilecek resmi kararlar ile belirlenmektedir. Spesifik ve detaylı durumlarınız için hukuki danışmanlık hizmeti almanız tavsiye olunur.